Yeşim Çukurovalı
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümünden lisans derecesini almış olup ikinci bir üniversite olarak İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden de ayrıca eğitim alıp mezun olmuştur. 2002 yılında başladığı Abdülkadir Özbek Enstitüsü’ne bağlı İstanbul Psikodrama ve Grup Terapileri Derneği’nden üç aşamadan oluşan “Psikodrama Eğitimi” almış olup ileri aşma için gerekli saatleri tamamlamıştır. Eş zamanlı olarak “Jungen Terapi” eğitimini yine aynı derneğe bağlı olarak açılan ve yürütücülüğünü Ali Nahit Babaoğlu ve Öget Öktem Tanör’ün yaptığı gruplara katılıp eğitimini tamamlamıştır. İlgi alanları içerisinde erken çocukluk döneminde ortaya çıkan gelişimsel sorunların eğitimle sağaltılması. Özel gereksinimli çocukların eğitimi ve bu çocukların ebeveynlerine yönelik danışmanlık, okul öncesi dönemde sosyalleşme, bilişsel gelişim, duygusal gelişim ve dil gelişimi ile ilgili çalışmalar yapmak ve bu çalışmalar ışığında çocuğun bireyselleşme sürecinde yöntem sunmak.
İş hayatı boyunca çocuk eğitimi, çocuk gelişimi ve çocuk psikolojisine yönelik birçok eğitim almıştır. Almış olduğu eğitimleri öncelikli olarak sosyo ekonomik açıdan dezavantajlı gruplar içerisinde uygulamıştır. Özellikle çeşitli belediyelerde özel eğitim gereksinimi olan çocuklarla bireysel çalışmalar yapmış ve çocukların sosyal bir karakter kazanması yönünde gruplar oluşturmuştur. Ayrı ayrı hem çocuk gruplarıyla çalışılmış hem de bu çocukların aileleriyle ayrıca problem çözme ve farkındalık kazandırma odaklı gruplar oluşturmuştur. Otizm tanısı almış çocukların eğitimsel süreçlerini takip etmiş ve uygulamalar yapmıştır. Bu çocukların erken yaşlardan itibaren eğitim almalarının önemini vurgulamıştır. Okul öncesi dönemde karşılaşılabilecek her türlü probleme yönelik çeşitli okullarda uygulamalar yapmış olup 2016 yılından beri bir meslektaşı ile birlikte kendi eğitim kurumunu çalıştırmaktadır.
Çocuğa bütünsel bir yaklaşımla bakmanın gerekliliğini savunmuş ve bu bütünsellik içerisinde ayrıntıların ne kadar önemli olduğunun da meslek yaşantısı boyunca bizzat tanık olmuştur. Bütünün her parçasının kendi içerisinde değerlendirilirken bağlamdan kopmaması gerektiğine, çocuğa yönelik genel geçer doğruların olmasının yanında her çocuğun kendi özgünlüğünün farkında olunmasıyla çocuğa gelişimsel açıdan katkı sağlanabileceğini kanıtlayan, destekleyici birçok çalışma yapmıştır.